Eğitimine babası Bahaddin Veled'den
sonra Seyyid Burhanettin Tirmizi'den aldığı derslerle devam etti.
Hakikat'a aşk yoluyla ulaşmayı tercih ederek bu alandaki
mutasavvıfların en büyüğü oldu. 23 Ekim 1244'te Şems-i Tebrizî
ile tanıştı. Ondan sema zevkini tattı. Bundan sonra Şems'in
sohbetlerinin müdavimi oldu. Şems'in Şam'a gitmesiyle ayrılsalar da, Mevlânâ oğlu Sultan Veled'i Şam'a
göndererek Şems'i Konya'ya dönmeye ikna etti. Konya'ya dönen Şems
bir süre sonra bir daha dönmemek üzere kayboldu. Bu sır oluşa üzülen Mevlânâ
Şems'te gördüğü ilâhî
hâllerin
onun eski mürüdi Selâhaddin Zerkûb'ta
oluştuğunu görerek onu kendine mürid yaptı. Selâhaddin
Zerkûb 29 Aralık 1258'de vefat etti. Mevlânâ
insanı değil de hata ve kusurları irdeleyerek toplumda hoşgörü
bilincinin yerleşmesine öncülük etmiştir. 17 Aralık 1273'te vefat
ettiğinde yerine kendine halife olarak seçtiği Çelebi Hüsameddin'i
bırakmıştır. Onunda 1284 yılında vefat etmesiyle oğlu Sultan Veled
mevlevî tarikatını kurarak babasının görüş ve düşüncelerini yaymaya
devam etmiştir.
Eserleri
Mesnevî
(Didaktik bir yapıttır. 6 cilt 25618
beyitten oluşmuştur. ), Divân-ı Kebir (Tasavvufi aşkı ele alan eser
5 cilttir), Seb'a Fîhi mâ Fîh (Mevlânâ'nın sohbetlerini kapsar.),
Mecâlis-i Seb'a (7 vaazı kapsar).