|
Bireysel Silahlanma
Dünya ''Bireysel Silahlanma''yla mücadele ediyor…
18-01-2006
Türkiye’de olduğu gibi Dünya’nın çeşitli ülkelerinde bireysel
silahlanmaya, hafif silahlara karşı devam eden mücadeleler sonucunda çözüm
olabilecek öneriler çeşitleniyor, çoğalıyor. Çünkü Dünya’nın farkında
olduğu ve bizlerin de farketmesi gereken bireysel silahlanmanın
boyutlarını dünya ölçeğinde şöyle resimleyelim:
Dünya’da bulunan 640 millyon silah stokunun %60’ı sivillerin (çiftçiler,
sportif amaçlı atıcılar, silahlı çeteler, silahlı asiler, özel güvenlik
korumaları ve her yaştaki sivil vatandaşlar) mülkiyetinde olduğu tahmin
ediliyor.
Silahlı şiddetin kurbanları sivillerdir ve her yıl barış ortamında
yaklaşık 300.000 kişi adam öldürme ve intihar olaylarında hayatını
kaybediyor. Bu rakam savaş ortamındaki insan hayatı kayıplarının ortalama
iki katı...
Dünya çapında her intihar olayına karşı 4 adet adam öldürme olayı var.
Kuzey Amerika ve Avrupa’da ise silahlı intihar sayıları ateşli silahla
adam öldürme sayılarından daha fazla.
Her yıl dünya çapında silahla yaralama, tecavüz, hırsızlık ve kaçırılma
olayları nedeniyle birçok sivil yurttaş zarar görüyor. Silahlı şiddet
biçimlerinin yaraladığı, yok ettiği insan hayatıdır.
Bireysel silahlanma, beraberinde daha çok “bireysel silahlanmayı” ve
“ölümü” getiriyor. Silahlanma şiddeti arttırıyor, korkuyu ateşliyor;
dolayısıyla daha fazla silahlanmaya neden oluyor.
Bireysel silah kullanıcılarının çoğu erkeklerdir, fakat bireysel silahlı
şiddetin başlıca kurbanları da yine -ve özellikle- 14 ile 44 yaş
arasındaki erkeklerdir.
Kadınlar -özellikle aile içi şiddet nedeniyle- bireysel silahlı şiddetten
en fazla zarar gören kesimdir ve aynı zamanda en az hafif silah kullanan
kesimdir.
Bu temel gerçekler sorunun çerçevesinin genişliğini yeterince gösteriyor.
Fakat silahı “bulundurma” olarak nitelenen, açıkçası “silah taşımıyorum,
yalnızca evde bulundurarak güvenliğimi sağlıyorum” anlayışını taşıyanların
özellikle kabul etmesi gereken başka bir gerçek durum var: Evde silah
bulundurmak intihar olaylarının oranını, kazaları, cinsel ilişki şiddetini
ve aile cinayetlerini çok arttırıyor…
Bütün bu gerçekler çerçevesinde Center for Humanitarian Dialogue’un
(İnsani Diyalog Merkezi) küçük silahların kontrolu ve bireysel silahlanma
ile ilgili gerekli olan uluslararası düzenlemelere ilişkin önerilerine
dikkat çekelim. Center for Humanitarian Dialogue, hazırladıkları “Kayıp
Parça: Birleşmiş Milletler Küçük Silahların Kontrolu Yönteminde Silah
Şiddetini İndirgemek için Talimatlar” (Missing Pieces: Directions for
Reducing Gun Violence Through The UN Process On Small Arms Control)
kitapçığında yer alan sözkonusu önerilerin, geniş çaplı uluslararası
anlaşmaların en iyi sonuca ulaşabileceği uygulamalar olduğunu belirtiyor….
1- Devletler, ulusal silah kullanım ve mülkiyeti ile mevcut yasanın
uygulanması konularını titizlikle gözden geçirip üzerinde durmalıdır.
Yasalar ve politikalar Birleşmiş Milletler Suç Önleme ve Ceza Hukuku
Komisyonu’nun 1997 kararları ile uyum içinde olmalıdır. Bu kararlar
ruhsatlama, kayıt, güvenli saklama ve diğerleri – ki tümü yanlış kullanımı
ve yasal ateşli silahların yasadışı piyasalara sapmasını önlemede yardımcı
olacaktır. Ayrıca, devletler de yarı ulusal yasalardan ziyade tektip
federe silah kontolü yasaların üzerinde önemle düşünmeliler. Böylece silah
kaçakçılığı daha düzenli koşullarla engellenmiş olacak.
2- Ateşli silahların kayıdı ile silah sahiplerinin sorumluluğunu
arttırmak. Silaha sahip olmaya izni olan kişiler bu silahlardan sorumlu
olmalılar. Sorumluluk sistemlerin gelişimi, kayıpların bildirimi ve
ivedilikle araştırılması da karara bağlanmalıdır. Devletler silahların
kayıbından, ciddi disiplin uygulamaları dahilinde bireyleri sorumlu
tutabilirler. Güvenli saklama tesisleri ve toplumları uyandırma
kampanyaları, -uluslararası destekle- toplumları, silah sahiplerinin
“hakları” kültüründen, toplumun silahlardan zarar görmemesi için
“sorumluluk” taşıyan bir kültüre yönelmelerinde yardımcı olacaktır.
3- Ulusal ruhsatlama sisteminin tanıtımı ile ruhsat sahibi olmak için
gerekli olan minimum kriterlerinin tanımlanması. En azından, silah elde
etmek için gerekli olan kriterler, silah bulundurma kapasitesi, yaş
sınırı, geçerli bir nedenin ispatı ve suç kayıtları, mazideki şiddet,
cinsel ilişki şiddetini kapsayan geçmiş araştırması... Ruhsat aynı zamanda
cephane temin etmek için de gerekli olacaktır.
4- Askeri tip tüfeklerde bireysel mülkiyetin yasaklanması. Bunlara tam
otomatik ateşli silahlara çevrilebilen yarı otomatik ateşli silahlar ve
yarı otomatik ateşli silah çeşitleri dahildir. Bu önlemler Kanada ve
Kamboçya gibi ülkelerde etkin bir şekilde uygulanmıştır. 2004 yılında Doğu
Afrika hükümetleri Nairobi Protokolü’nü imzalamışlardır, bu protokol
Devlet Kurumlarını “bireysel silah mülkiyeti ve tüm hafif silahların ve
otomatik ile yarı otomatik tüfek ve makineli tüfeklerin kullanım yasağını”
uygulatmayı bağlar.
5- Ulusal önlemlerin, kadınlara karşı şiddetin önlenmesi ile ilgili diğer
çabaları ile uyum içinde olmasının sağlanması. Kadınlar evlerinde özel
ilişkileri ile silahlı şiddete maruz kalıyor ve silaha erişim kadınlık
için büyük bir risk faktörünü teşkil eder. Ulusal rejimler silah sahibi
olmak isteyen kişilerin geçmişlerinde şiddet söz konusu ise (özellikle
cinsel ilişkilerinde veya aile bireylerinde) erişimlerini yasaklayan özel
koşullar eklemeli.
6- Ulusal silah yasalarının geliştirilmesi ile görevli, barış sürecinde ve
Birleşmiş Milletler komisyonlarında silahsızlanma danışmanlarının
istihdamının desteklenmesi. Barış sürecinin başarısının etkin DDR
(silahsızlanma, terhis, yeniden tamamlama) ile artacağı konusunda şüphe
yoktur. Ancak, silah koleksiyonu ile birlikte, savaştan arınmış ulusların,
ulusal silah yasalarını gözden geçirip silah mülkiyetini reddeden
koşulların güçlendirilmesi ve yasama kurallarının arttırılması için
günceleştirilmiş ve uyum içinde olmasını sağlamaları çok önemlidir.
Uygulanması dileğiyle...
Kaynak: http://www.savaskarsitlari.org 19 Eylül
2008
Bireysel Silahlanma
|