www.insicamx.com

     
 

 

 

  

PUTİN’İN ALMANYA ZİYARETİ VE TÜRKİYE’NİN AB

Putin’in 20-21 Aralık 2004 tarihinde gerçekleştirdiği Almanya ziyareti iki devletin ilişkileri açısından önemli bir adım niteliği taşımaktadır. Ziyaret sırasında Almanya Başbakanı Gerhard Schröder ile muadili Vladimir Putin arasında ekonomiden siyasete, ticaretten güvenliğe kadar bir çok alanı kapsayan anlaşma imzalanmıştır. Ziyaretin en önemli yanı ise Putin’in, AB ülkelerinin Çeçenistan sorununu çözmede Rusya’ya yardım teklifini olumlu karşılaması olmuştur.

Bu ziyaret Rusya-Almanya ilişkilerinin yanı sıra, Rusya-AB ilişkileri açısından da lokomotif niteliği taşımaktadır. 2004 yılında Rusya’nın Kyoto Protokolü’nü onaylaması, Rusya-AB ilişkileri açısından önemli bir adım olmuştur. Fakat 25 Kasım 2004 Rusya-AB Zirvesine Ukrayna Seçimleri oturmuş ve bu seçimler Rusya ile AB arasında “stratejik ortaklık” anlaşmasının imzalanmamasındaki en önemli etkenlerden biri olmuştur. Zirvede Rusya-AB arasında ekonomik, güvenlik, demokrasi, bilim konuları görüşülmüştür ancak Rusya-AB arasındaki ilişkiler bu alanlarla sınırlı değildir. Kafkasya, Çeçenistan, Orta Asya, İran ve Irak, AB-Rusya ilişkilerinin küresel boyutunu oluşturmaktadır. Bu konularda taraflar birbirlerini küresel güç olarak kabul etmekte ve sürekli görüş alışverişinde bulunmaktadırlar. İlişkilerin diğer ayağını oluşturan Kaliningrad sorunu ve Baltık ülkelerindeki Rus azınlığın hakları gibi konular ise 25 Kasım Zirvesi sonrası Avrupa Komisyonu Başkanı Jose Barosso’nun söylediği gibi düzenli olarak görüşülmektedir. Bu durum, Rusya-AB ilişkilerinde olumlu mesafenin kaydedilmesine neden olmaktadır. Rusya’nın ekonomik açıdan AB’ye olan ihtiyacı artmaktadır. Bunun yanında, ABD’ye güvenlik alanında bağımlılığını azaltmak isteyen AB’nin de kendi ordusunu kurmak için Rusya’nın tecrübelerine ihtiyacı bulunmaktadır. AB içinde Moskova’yı Brüksel’in “stratejik ortağı” olarak görmek isteyenlerin yanı sıra AB üyesi olarak görmek isteyenler de bulunmaktadır. Bu bağlamda 10 Aralık 2004 tarihinde Moskova’yı ziyaret eden İspanya Başbakanı Jose Luis Rodriguez’in “İspanyol Halkı Türkiye’den önce Rusya’yı AB üyesi olarak görmek ister” demeci ilgi çekicidir. AB üyesi kimi devletlerin yanı sıra Rusya’nın da AB üyeliğini kısa sürede kabul etmeyeceği bir gerçektir. Bu gibi açıklamalar ise, Moskova’yı Brüksel’in daha yakın ortağı görmek isteyenlerin düşüncesini yansıtmaktadır. Yani kendi güvenlik şemsiyesini kurmak isteyen, Orta Asya, Güney Kafkasya’da etkin rol almak isteyen ve dünya üzerinde ABD hegemonyasını kırmak isteyen AB için Rusya bir cazibe merkezi olmaktadır. Uluslararası sistemde çok kutupluluğa oynayan Rusya’nın böyle bir ortağa da ihtiyacı büyüktür. Burada AB için Rusya’nın ve AB için Türkiye’nin önemli çarpışmaktadır.

AB için Kafkasya’da ve Orta Asya’da etkinlik sağlama ve güvenliğini oluşturmada tecrübelerinden yararlanma açısından, Rusya’nın Türkiye’nin önüne geçme ihtimali yüksektir. Nitekim Rusya-AB görüşmeleri sırasında sık sık Orta Asya ve Kafkasya’nın konuşulması, Putin’in Almanya ziyareti sırasında AB’nin Çeçenistan konusundaki yardım teklifine Rusya’nın verdiği olumlu tepki, Kaliningrad konusunun çözüme ulaşması ve her iki tarafın Mayıs ayında ekonomi, güvenlik ve demokrasi konularını çözüme kavuşturma istekleri yönünde olumlu mesajları bu konuların çözüleceği ihtimalini artırmaktadır. Aralarındaki sorunları çözen tarafların daha fazla yakınlaşması, Türkiye’nin AB’ye tam üyelik sürecinin yara alma ihtimalini ortaya çıkmaktadır. Çünkü AB, Orta Asya ve Kafkasya ile ilişkilerini, daha güçlü hale getirmek ve gerektiğinde ABD’ye karşı işbirliği yapmak için Rusya’yı tercih edebilecektir. Dolayısıyla AB’nin söz konusu bölgelerle Türkiye üzerinden etkinliğini artırma ihtimali zayıflamaktadır. Öte yandan, bahsedilen nedenlerden dolayı “AB’nin güçlü silahlı kuvvetlere sahip olan Türkiye’ye ihtiyacı var” tezi de ortadan kalkabilir. Sonuçta Putin’in Almanya Ziyareti hızla ilerleyen Rusya-AB ilişkileri açısından lokomotif niteliğindedir. Bu ise güvenlik ve bölgesel etkinlik açısından Türkiye ile ilişkilerini üyelik düzeyine çıkartmak isteyen AB’nin bu isteğinin azalması anlamına gelebilir. Yani Rusya AB için Türkiye’ye karşı bir alternatif olabilir.

Kaynak: http://www.tusam.net (20 Kasım 2007)

 

Arşiv